tren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2015 Perşembe

raydan çıkmış bir proje: rolling masterplan


bu sabah içinde link olan bir mesaj geldi. ilk önce üstünkörü baktım ama sonra gün içinde tekrar düştü aklıma (teşekkürler ^^).. bir daha düşündüm de nasıl güzel bir fikir! norveç'te andalsnes kenti için açılan uluslararası bir master plan yarışmasına katılan bir projeden söz ediyorum: rolling masterplan.


rolling masterplan, isveçli bir mimarlık ofisi jagnefalt milton mimarları tarafından tasarlanmış. 3.lük ödülüne layık görülen projede, şehrin eski endüstriyel tren hatları, yenilerini de eklenip geliştirilerek, seyyar bir kent yaratmak için kullanılmış. aslında kent seyyar değil ama kentteki yapılar seyyar; yani mevsime, ihtiyaca göre bu raylar üzerinde gezinecek bir yerleşimden söz ediyoruz. şahane bir fikir değil mi? her ne kadar tasarımdaki yapıların tekdüzeliği sıkıcı görünse de, fikre diyecek hiçbir şeyim yok. 


malum bu blogda seyyar pek çok evden söz edildi; tekerlekli evler, karavanlar, yüzen evler.. fakat raylı bir evden, hele hele raylı bir kentten hiç söz edilmemişti. siz yine de ev dediğime bakmayın; proje yalnızca evleri değil, bazı kamusal alanları da içeriyor: otel, konser alanı,  kimbilir belki iyi olacak hastanın ayağına hastane bile gider :)


üstelik andalsnes tam bir sakin kuzey kenti, dağların arasında, masmavi, yemyeşil, cennetten bir parça sanki. yani tasarımın fotoğraflarına aldanmayın, öyle güzel görünüyor ki, masal gibi bir kent olmaktan, 'masalkent'in ta kendisi olmaya yalnızca rayda giden binalar kadar uzak!





bilenler bilir, bu blogda bu kadar renksiz, köşeli, tekdüze yapılar yer almamıştır. fakat hazır böyle bir fikir bulmuşken hayal de mi kurmayalım? böyle bir kentte yaşamak şahane olmaz mıydı? binaları renklendirirdik el birliğiyle ne olacak.. projeden haberdar olur olmaz gözlerimin önünden, miyazaki filmlerinden fırlama rengarenk, şekil şekil renk renk raylı yapılar geçmeye başladı, her yer yemyeşil, güneşlik.. masal diyarı gibi.. 

mesela Studio Ghibli elinden çıkma bu kiki evi gibi bir ev,
bacasından dumanlar çıkara çıkara raylarda gezse güzel olmaz mı?
ya da eve gitmek için durakta beklemek yerine, durakta evi bekleseydik..
raylarda giderken, güneşli bir günde saçlarımızı rüzgara bırakabilseydik..
ne bileyim böyle rengarenk bir hayat olabilseydi işte ve keşke..


iyi dileklerle..

10 Aralık 2014 Çarşamba

buharlı bir masal mekanı: the neverwas haul


The Neverwas Haul, “Burning Man” adındaki bir festival için, Shannon O’Hare tarafından tasarlanmış üç katlı, buharlı bir trenden devşirme viktoryen bir ev! Öncelikle zannediyorum burning man (yanan adam) festivaline değinmek gerek. Bu festival Senede bir Nevada Çölü’nün ortasında Black Rock City’de düzenleniyor. 8 gün süreyle içeride para harcamadan (takas sistemi mümkün) kendi ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yaşıyor ve geriye tek bir çöp bile bırakmıyorsun. Festival alanına gidiş bisikletlerle sağlanıyor. Maskeli, kostümlü katılımcılar, tamamı yaratıcılığa dayanan bu festivalde tasarımlar yapıyor, müzik dinliyor, dans ediyor, birbirleriyle eğleniyorlar. Tasarımlar, öncesinde belirlenen konseptlere göre yapılıyor. Ve son gün geleneksel olarak ahşap bir adam vücudu yakılıyor, ki bu da insan kalıplarının yakılması, özgürleşme gibi bir sembol aslında..

Shannon O'Hare
The Neverwas Haul ise 2006’daki Burning Man festivali için tasarlanmış ve % 75’i geri dönüştürülmüş malzemelerden oluşuyor. 24 feet uzunluğunda, 24 feet yüksekliğinde ve 12 feet eninde yapılmış. Baktığınız her noktasındaki farklı bir zamandan kopmuş da gelmiş havasıyla bence gerçekten büyüleyici. Lokomotif bir temel üzerine oturan bu viktoryen yapının içi de aslında minik bir müze gibi. İçeride belirli dönemlere ait bazı parçaları görebiliyorsunuz.
İşin şahane taraflarından biri de tasarımı yapan ekip. Aslında şaşırtıcı değil elbette, böyle eğlenceli bir işin ucundan tutanların da eğlenceli insanlar olması beklenir bir durum. Fakat çok rica ediyorum ekibi görmek için sitelerine girip “crew” başlığına bir tıklayın ve her ekip üyesini tek tek görün. İnsanın içinden bir mektup yazıp “beni de aranıza alın, çay yaparım!” demek gelmiyor mu? Bu ekip kendi ifadeleriyle “Hibernia imparatorluğunda yaşayan ‘hibernian’lardan oluşuyor (bu kelimenin hibernation’dan –kış uykusu- türemiş olma olasılığı?) ve her biri ‘doğaya aykırı bilimler akademisi’ üyesi.  Halbuki ben hayatımda hiç akademisyen olmak istememiştim bu ekibi duyana kadar!

Bu tuhaf alet –ekibiyle birlikte- zaman yolculuğu için şahane bir araç olmaz mıydı? Ola ki böyle bir buluşun eşiğindeyseniz haberiniz olsun, The Neverwas Haul’u kiralamak mümkün! J iyi çalışmalar!