hayal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2014 Pazartesi

bu blog bolca hayal içerir-di

aylardır elim buraya yazı yazmaya gidemedi.
durumlar epey fena, bu blog bolca hayal içerirdi ve son zamanlarda bu topraklarda o kadar çok acı yaşandı ki hayal kurmaya ne vakit ne kafa kaldı. yalnızca günü geçirmeye bakıyoruz, yalan değil.
ve ben son zamanlarda küçük küçük toplar falan inşa ediyorum. güzel vakit geçirmelik.
madem çeviri yapıp, yazı derleyemiyorum -ki bolcası sırada bekliyor. o halde yapıgüncesi'yle kağıt oyuncaklarımı paylaşayım istedim.
kimbilir belki böyle parçaları tek tek hazırlayıp birleştire birleştire bir hayal de inşa edilir bir gün.
sevgi ve umutla..





where is my dragon?!












oysa bak insanlar neler yapıyor gökay!










3 Şubat 2014 Pazartesi

Aşkla Gelen Bir Hayal: Nick Olson&Lilah Horwitz'in Pencere Evi

"Bazı insanlar evlerin duvarlardan oluştuğunu söyler. Ben, evler pencerelerden oluşur diyorum." (F. Hundertwasser)



Bu kez bir evden söz etmekten çok, güzel bir aşktan söz edeceğim. Nick Olson ve Lilah Horwitz’in aşkından. Çok güzel başlamış, çok güzel bir hayalle sürmüş, sonra o güzel hayali gerçekleştirebilmiş bir aşktan.


Nick Olson, ilk buluşmalarında Lilah’yı Batı Virginia’da bir doğa yürüyüşüne çıkarmış. Öylece konuşup birbirlerini tanımaya çalışırlarken birden şahane bir günbatımına denk gelmişler. Öyle ki, “tam da bu noktada bir ev olsaydı, tüm cephesi camdan olsaydı, oradan günbatımını hep böyle izlemek ne güzel olurdu” diye düşünmeden edememişler. Ve işte hikaye böyle başlamış..


Nick bir fotoğrafçı, Lilah ise tasarımcı. Dolayısıyla akıllarına böyle güzel bir manzara karşısında, bu kadar basit ama bir o kadar şahane bir fikrin gelmesi şaşırtıcı değil.


Tekrar o ana dönecek olursak.. Herhalde o hayal, o görüntü o kadar etkili olmuş olacak ki, henüz üzerinden bir sene geçmeden işlerinden ayrılmış ve yola koyulup eski pencereler aramaya koyulmuşlar. Garaj satışlarını takip edip ve antikacıları dolaşarak pencere peşine düşmüşler. Birkaç hafta içinde gereken malzemeleri bulmuş ve Batı Virginia’ya dönüp tam olarak o hayali kurdukları yere “o evi” inşa etmişler; hayallerinin evini..


Evin pencereleri eski kullanılmış pencerelerden oluşuyor, ahşap kısımlar da yine eski parçalardan toplanarak yapılmış. Bu durumda içerideki mobilyalarında yeniden kullanılan, dönüştürülmüş eski mobilyalar olduğundan söz etmeye gerek yok. Isınmayı da eski bir sobayla sağlıyorlar.


Evin yalnızca fotoğraflarına bakmak bile insanın içini ısıtıyor, mutlulukları böyle iki boyutlu bir araca bile böyle yansıdığına göre, gerçekte çok daha büyük, çok daha etkileyici olmalı..


Tam istedikleri gibi gündüzleri doğal ışık dolu olan evleri; geceleri kendi ışığıyla ormanın içinde parıldıyor.. belki üzerine çok daha fazla şey yazılabilir, çok daha fazla cümle üretilebilir ama ben şimdilik yalnızca şunu diyebileceğim: mutlulukları daim olsun..



Son olarak eğer siz de onları, yaşamlarını daha yakından tanımak, maceralarını kendi ağızlarından dinlemek isterseniz Matt Glass ve Jordan Wayne’in çektiği kısa belgesel videoyu izleyebilirsiniz.