karavan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karavan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Temmuz 2016 Pazar

fazladan vazgeçip "yeterli" ile mutlu olmak





epeydir takip ettiğim tinyhousetalk'ta yine iç açan bir hikayeye denk gelince paylaşmadan edemedim. fotoğrafta gördüğünüz bu minik ev sarah&james çiftine ait. yaşamak için salon salomanje betonlara ihtiyaç olmadığını kanıtlarcasına, karavandan dönüşme bu minik evde köpekleri lavanta ve kızları stella ile birlikte kocaman mutlu bir hayat kurmuşlar.





sitede hikayelerini anlatmışlar; epeyce yüksek kariyerli ve maddi açıdan rahat, büyük bir evde yaşayan çift yaşadıkları hayat tarzından mutlu olmadıklarına karar vermişler. bu evi yapma ve orada yaşama fikri bunun üzerine temellenmiş, çocukları da olunca kendi deyimleriyle "yeni doğan çocuklarıyla hayatlarına taptaze bir başlangıç yapmak" istemiş ve "restart düğmesine" basmışlar. 2005'ten bu yana da tam zamanlı bu evde yaşıyorlar. pek çok kendi evini kendi elleriyle yapan insan gibi onlar da evlerine bir isim vermişler: NOLA. bu ev aslında katrina kasırgasından sağ çıkmış bir karavandan dönüştürülmüş. karavanı alıp evirip çevirip içini tamamen yenilemişler.



bu küçücük alandan en verimli ve estetik nasıl sonuç alınır sorusunun cevabını vermişler sanki. her şey o kadar güzel, yerli yerinde ve yeterli ki hayran olmamak elde değil.



karavanı yenileme sürecinde neredeyse tamamında kullanılmış malzemeleri geri dönüştürmüş, içini hazırlarken de ahşap malzemelerden yararlanmışlar. özetle dört kişilik bu aile için gerekebilecek temel ihtiyaçları en fonksiyonel şekilde şekillendirmiş ve bunu yaparken de minimum tüketim yaparak ilerlemişler. 



şimdilerde new york'ta su gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri çam altı bir yere çekmişler evlerini :) geçici mülkiyetle yerleştikleri bu alandan istedikleri an -çevre dışında- hiçbir şeylerini değiştirmeden taşınabileceklerini bilmek büyük bir özgürlük olsa gerek. zaten fotoğraflarına da bu ruh yansımış gibi görünüyor. 






daha özgür daha yabanıl bir hayat yaşamak için çıktıkları bu serüvende sokaktan pek çok hikaye biriktiriyorlarmış. bakın kendi hikayelerini youtube'da nasıl anlatmışlar:



*fotoğraflar ve yazının kaynağı: tinyhousetalk

11 Mart 2015 Çarşamba

açılır kapanır bir karavan: markiz



Sanırım bu karavanı görüp de peşine düşeli bir sene olmuştur. Bir resim dışında hakkında hiçbir şey bulamamışken, bugün tesadüfen önüme gelince yazmasam olmazdı. Karavanlı bir yaşama özenmeyenimiz yoktur sanırım, herkesin bir dönem bu hayali kurduğu olmuştur. Fakat Hollandalı mimar Eduard Bohtlingk işi bir adım ileri taşımış. Üstelik de bu tasarımı bundan seneler evvel, taa 1985’te yapmış! O senenin modern yaşam temalı bir yarışmasına katılmak için hazırladığı Markiz isimli bu karavanda, 4 kişinin konaklayabileceği bir yatak odası, bir yaşam alanı, bir mutfak, bir de veranda bulunuyor. Daha ne olsun! Çoğumuzun evinde bile yok bu kadarı.. 



Küçücük karavanda bu kadar imkan yaratabilmek, açılır kapanır iki kısım tasarlayarak mümkün olmuş. Aslında karavan fikriyle çadır fikri birleştirilmiş de diyebiliriz. Seyahat ederken 2 metreye 4,5 metre boyutunda sıradan bir karavandan farklı görünmeyen bu küçük ev, park edilip konaklama anı geldiğinde, iki yana açılıp üç misli büyüyerek yepyeni bir çehreye bürünüyor. 



Bu çok kullanışlı ve pratik tasarım, 1996’da Rotterdam’daki bir tasarım yarışmasında ödül almış. Karavanın iki tenteyle kapanan açılır kısımlarından şeffaf olanı, günlük yaşam-keyif alanıyken (ne keyif yapılır orda, değil mi?!); içerinin görünmesini engelleyen turuncu tenteli kısım ise yatak odası oluyor. Burada dört adet tek kişilik yatak, karavan park edildikten sonra açılıp neredeyse ev konforu sağlıyor.



Bunun yanında ekipman olarak ocağından, mutfağına, tuvaletine, banyosuna her şeyi de tastamam. Kaynakların hepsinde 4 kişilik bir yaşam alanı olarak tariflense de, düşünüyorum da elimizde bugün böyle bir şey olsaydı kaç kişi doluşur da nereleri gezerdik.. Hayali bile yetmedi mi sanki?


31 Ocak 2014 Cuma

bir bitirme projesi ve öğrenci evi olarak hank'in otobüsü


Hank, kendi deyimiyle yalnızca kağıt üstünde var olan, “gerçek” olmayan projeler yapmaktan çok yorulmuş bir mimarlık öğrencisi. Hikayesi, bitirme projesi olarak hani şu Amerikan filmlerinden bildiğimiz eski tip okul servislerinden birini satın alıp, “ev”e dönüştürmesiyle başlıyor.
“mimarlık fakültesinde, hayali müşteriler için, asla var olmayacak ve detaylarını bile tam olarak anlamadığım binalar çizmekten yorulmuştum. Ellerimle çalışmayı, detayları doğrudan keşfetmeyi, ve tam boyutta çalışmanın, üretmenin tadını çıkarmayı istedim. Bitirme projem için bir okul servisi almaya ve onu küçük bir yaşam alanına dönüştürmeye karar verdim.” diye anlatıyor macerasının başlangıcını. Bu arada danışmanı Adam Marcus’u minnetle anmadan da geçmiyor, çünkü fakülte için böyle sıradışı ve gerçek ebatlarda çalışılmış bir projeyi kabul ettirmekte Hank’e çok yardımı dokunmuş.


Craiglist’ten 3000 dolara satın aldığı bu eski otobüs, iyileştirme çabalarıyla 6000 dolara malolmuş. Projenin büyük kısmı 15 haftada tamamlanmış. Anlattığına göre; ilk yedi hafta tamamen prototip oluşturma ve tasarım aşamasıyla geçmiş. Sonrası ise daha kolay olmuş anlaşılan.


Hank, projesini; bir yanıyla insanlara var olan bir şeyin nasıl dönüştürülebileceğini göstermek ve diğer yanıyla da mimarlık öğrencilerinin gerçek boyutta, gerçek malzemelerle çalışmasının ne kadar önemli olduğuna dikkat çekebilmek için anlamlı buluyor. ki katılmamak elde değil.. Sitesinde projeyle ilgili yazdığı yazıda, temel bazı fizik kurallarını bile bilmeyen mimarlık öğrencileri olduğunun altını çiziyor. Elbette bu kadar pratikle ilgili bir mesleğin, bu kadar kağıt üstünde öğrenilmesi –ya da maketlerle- nedeniyle, bunlar şaşılacak bilgiler değil..
Projenin kendisine gelecek olursak.. otobüs temel olarak dört bölümden oluşuyor; banyo-tuvalet, mutfak, oturma bölümü ve yatma bölümü. Bu alanlar birbirinden herhangi bir ayırıcıyla değil, eşyaların yerleşim biçimiyle ayrılmış.


Kendi web sayfasından aldığım tüm fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla bir otobüs ancak bu kadar işlevsel kullanılabilir! Ortaya çıkan şeyin bu kadar ferah olmasına şaşırdım çünkü, her ne kadar eski geniş bir otobüsse de.. neticede bir otobüs! oturma alanı, özellikle de yatma alanı çok işlevsel. her detayıyla öyle. iki  tek kişilik yataktan oluşan yatak odasının mobilyaları, her kısmı değerlendirilerek çok pratik ve işlevsel bir tasarımla üretilmiş. gerekirse birleştirilip daha geniş bir yatak elde edilebiliyor. oturma alanının rahatlığınaysa belli ki diyecek yok. 




Her şey oldukça sade ama bir o kadar işlevsel düşünülmüş. Gözümü tırmalayan tek şey otobüsün dış kısmı, o gri kısım oldu. belli ki Hank, renklere düşkünlüğü olan biri değil ama en azından dışarıda daha sıcak hava verecek bir dokunuş aradı gözüm doğrusu.
“Merhaba ben Hank. Bir otobüs satın aldım” cümlesiyle açılan web sayfasında pek çok teknik detay ayrıntısıyla anlatılıyor. Başından beri buna "hikaye", "macera" deyişimin bir nedeni daha var: Projesini bitirdikten sonra Ağustos 2013 itibariyle ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte 500 millik bir seyahate çıkmış Hank; Ulusal parkları dolaşıyor ve yolculuğun tadını çıkarıyorlar. web sayfasından yolculuk detaylarına da ulaşmak mümkün..



Yaptığı şey çok anlamlı; fakültenin –belli ki danışman hocasının da katkılarıyla- bu projeye onay vermesi ve Hank’in yaşayarak öğrenip sonra bize mimarlık eğitiminin handikaplarını çooook uzak yollardan ses verip anlatması açısından kıymeti büyük. Teori iyidir, ama pratik çok çok daha iyidir. Bunu sık sık unutuyoruz.. Bu blogda aslında mimar olmayıp da kendi yaşam alanlarını inşa eden insanlardan söz ediyorum çoklukla, ben de eminim ki kağıt üzerinde ya da maketlerle çalışan pek çok mimarlık öğrencisinden daha fazla teknik detaya vakıf bu insanlar. Çünkü pratik, hakikaten çok önemli. Hank, bu proje sırasında özellikle de elindeki malzeme, bir yaşam alanı olarak üretilmediğinden çeşitli teknik sorunlarla karşılaşmış ama bunlarla başedebilmeyi tam da bu sırada öğrenmiş. Umarım gönül verdiği işlerle ilgili teoride uğraşan hepimiz, bir gün pratikte onları gerçekleştirme imkanı buluruz.
Şimdilik Hank'in evine bir göz atmak ve projenin nasıl bugünlere geldiğini kendisinden dinlemek isterseniz şu videoları izleyin derim: 

http://www.youtube.com/watch?v=yAEm382PeS4

http://www.youtube.com/watch?v=dSB94okeFWE



9 Ocak 2014 Perşembe

karavanda yaşamak ya da evini sırtında taşımak


Heather ve kocası Shane, Amerikayı bir uçtan diğer uca dolaşabilmek için yaklaşık 3 aydır rengarenk, yaşam dolu bir karavanda sürdürüyorlar hayatlarını. 64 model bu karavan onlara başta çok emeğe malolmuş. Eh, eski model bir taşıt, günümüzde bunca yol yapacak ve yetmezmiş gibi onun içinde yaşayacaksın.. elbette yapılacak çok şey olmuştur. Yalnızca dışında değil, içinde de pek çok düzenleme gerekmiş. Ama fotoğraflardan görüldüğü gibi şahane bir yaşam alanına dönüşmüş sonunda.


Heather diyor ki: “İçinin bizi yansıtmasını istedik. Gördüğünüz gibi eğlenceli, renkli bir havası olsun istedik. Bitirmek 4 ayımızı aldı. Şimdiye kadar yaptığımız en zor şeydi ama kesinlikle değdiğini söyleyebilirim. Biliyorduk ki tüm bu işler biter bitmez seyahatimiz başlayabilecekti.
Gerçekten bu kadar küçük bir alanda yaşamak o kadar zor değilmiş, şimdi büyük bir yerde yaşayabileceğimden şüpheliyim.”


Şimdi Heather ve Shane yollarda. Söylediğim gibi Amerikayı bir baştan bir başa dolaşmaktalar. Bu güzel seyahatlerini bloglarında da anlatıyorlar. Böyle rengarenk, baktıkça insanın içini açan bir karavanda yaşıyor ve bir rota belirlemiş oradan oraya dolaşıyorlar. Daha şahane bir yaşam düşünemiyorum doğrusu..


Burada zannediyorum iki ana fikir var; öncelikle nerede yaşadığın değil orayı nasıl dönüştürebildiğin, ne kadar “yaşanılası” kılabildiğin önemli. Şimdi hepimize öğretilen iki oda bir salon kavramı işte burada fosluyor, iyi de oluyor.

İkincisi de, dünya kaçmıyor evet. Milyon yıldır burada tüm ihtişamıyla duruyor. Fakat sorun şu ki, ömür geçiyor. O yüzden yapamıyorsak da en azından heyecanlarını paylaşabildiğimiz böyle insanlar olduğu için bir yerlerde şanslıyız.. umarım dileyen herkes düşebilsin yollara, üstelik de böyle rengarenk..!

2 Kasım 2011 Çarşamba

kendi karavanın, kendi yatın, kendi ellerin..


Bu blogda yazdıklarım gibi daha pek çok örnekte de gördüğüm hep şu oldu: kendi yaşam alanımızı yapmak için çok basit malzemeler yeterli. Bazen en temel şeylere bile gerek olmadığını bilmek ise çok daha ilham verici. Jay Nelson, "başımızı sokacak" bir yer yapmak için bir toprak parçasına bile ihtiyacımız olmadığını hem çok keyifli hem de en basit yoldan gösteriyor hepimize.
Güney Kaliforniyalı Jay Nelson aslında eğitimini resim üzerine tamamlamış bir sanatçı. Hawaii ve Amerika arasında gidip gelen bir yaşamı var ve ilk inşa ettiği şeyse Hawaii'de çok sevdiği ağaca kondurduğu bir ağaç ev olmuş. 
Tamamen yerel malzemelerden inşa ettiği bu ağaç evin aynısını, daha sonra Amerika'da bir gösteri için hazırlamış ve tamamını, çalışmasını sergilediği galerinin etrafından topladığı atık malzemelerden inşa etmiş. Böylece adım adım, bugün geldiği noktaya ilerlemeye başlamış. Oakland havaalanında ve Mollusk Sörf dükkanında da benzer ağaç evler inşa etmiş. Ve tüm bu çalışmalar sırasında kafasına yerleşen fonksiyonel  alanlar inşa etme ilgisi, Honda marka arabasını bir kamp arabasına dönüştürme fikrini getirmiş aklına. Sonrası peşpeşe gelmiş.. 
Bir scooter motor, bir bot ve bir araba daha..
Bir ressam olarak işe çizimden başlıyor elbette. sonra iskeleti inşa ediyor ve üzerini giydiriyor. Blogda çok sık geçen "işte bu kadar basit" cümlesinin tam karşılığı da bu olsa gerek.
Her şarta dayanabilecek kadar fonksiyonel olup olmadıklarını kestiremesem de, fikrin çok hoşuma gittiğini söylemem gerek. Üstelik oldukça fonksiyonel de görünüyorlar.
İstanbul gibi büyük şehirlerde, bu ne kadar mümkün bilmiyorum ama benim geldiğim yerlerde, yerleşik olan pek çok insanın elinin altında böyle dönüştürüp yeni bir kimlik kazandırabilecekleri malzemeleri olduğunu biliyorum. Kaldı ki, el altında bulunması bile şart değil.. Böyle atıl malzemeleri çok kolay ve ucuza, kimbilir belki de hiç para harcamadan bile elde etmek mümkün.
Bu çalışmalarıyla ilgili çok ayrıntılı bilgiler bulabilmem mümkün olmadıysa da, fotoğraflar çok şey söylüyor. İşte bazıları: