10 Şubat 2012 Cuma

Bir Alternatif Olarak Konteyner Mimarisi



Konteyner evler, geçtiğimiz günlerde arkadaşlarımla konuşurken yeniden aklıma düşmüş en pratik yapılardan. Bana kalırsa zaten "hazır" bir malzeme olması ve dikdörtgen olmaları nedeniyle çok da tercih edilesi değiller. Yine de uygulamadaki pratikliği ve ekonomik oluşlarıyla burada konu edilmeleri gerektiğini düşündüm. Dünyanın her yerinde artık en rahat ulaşılabilir olan, taşınabilir bu malzemeler gerçekten de bir şeyler inşa etme gerekliliği karşısında akla gelebilecek en pratik yöntemlerden biri. Oysa bu topraklarda daha çok şantiyelerde ve deprem bölgelerinde görebiliyoruz konteyner evleri. Dünyada ise artık "konteyner mimarisi" diye bir kavram var ve kullanılmayan konteynerler bu şekilde rahatça değerlendirilebiliyor. 
Gerçekten de biraz hayal gücüyle, bu basit malzemeden çok başarılı yapılar çıkarabilmek mümkün. Dünyada bugün çoğu Amerika, Kuzey Avrupa ve Çin'de olmak üzere 20 milyonun üzerinde konteyner bulunuyormuş. Bunların kayda değer bir yüzdesi ise artık taşımacılıkta kullanılmıyor. 
Konteynerlerin en büyük avantajları pratikliğinin yanında, ucuz olmaları ve kolay taşınabilir olmaları elbette. Bir konteyner evin yapımı, aynı boyutlardaki normal bir evin yapımına oranla % 40 daha hızlı olabiliyor. Ülkemizdeki fiyatlarını bilmemekle birlikte, Amerika'da her birini 1200-1500 dolar civarında edinebilmek mümkünmüş. Kesin bir bilgi olmamakla birlikte, duyumlarıma göre fiyatların buralarda çok daha uygun olduğunu sanıyorum. Dünya için yararı ise, artık kullanılmaz olduklarında çöpe atılarak paslanmaya bırakılan bu malzemelerin, faydalı bir amaç için yeniden kullanılmasına olanak sağlaması.. 
Kişisel olarak bir ev inşa edecek olsam malzemesinin konteyner olmasını tercih etmezdim. Ama inşa edilen yapıların yalnızca ev olmadığını hatırlamakta fayda var. Artık dünyanın çeşitli yerlerinde konteynerlardan inşa edilmiş binlerce satış mağazası, ofis, restoran bulunuyor. Bunlar arasında gerçekten "neden olmasın" dedirtecek kadar zekice düşünülmüş işler bulmak mümkün. 
Amsterdam/Keetwonen öğrenci yurdu


Bunlardan benim en dikkatimi çekenlerden biri Amsterdam'daki bir yapı kompleksi oldu. Dikkatimi çekmesinin nedeni tasarımı değil, kullanışlılığı oldu. Konteyner dendiğinde tek bir konteyner'dan yapılacak bir evi düşünmek, bu çok olanak sağlayan malzemeyi kısıtlamak olur. Çünkü konteynerler yapıları gereği, üst üste ve yan yana yerleştirilerek çok daha büyük alanlar inşa edilebilmesini sağlıyor. Amsterdam'da bulunan Keetwonen, tam da böyle bir örnek. Öğrenciler için inşa edilmiş bu yapı kompleksi 1000 ünite içeriyor ve dünyanın en büyük konteyner mimari örneği. Bu öğrenci evleri, zannedilenin aksine yalıtımı düşük ve kullanışsız değil. Diğer evlerden daha ekonomik, üstelik sese ve hava koşullarına karşı tüm yalıtımları yapıldığı halde. 
Keetwonen öğrenci yurdu
Diğer öğrenci yurtlarında pek de bulunamayan olanaklara da sahipler, her bir kişisel alan; kendi banyosuna, mutfağına, balkonuna ve ayrı ayrı tasarlanmış yatak odası ve çalışma odasına sahip. Geniş camları, bu kuzey kentinde bol gün ışığı almayı sağlıyor. Her biri otomatik bir havalandırma sistemine sahip. Isıtma da merkezi sisteme bağlı. Her bir ev için 50 litrelik tanklarda sıcak su bulunuyor ve her birinin yüksek hızlı internet bağlantısı ve ziyaretçilere için bir sesli kontrol sistemi bulunuyor. Kişisel alanların yanında kafeler, dükkanlar, sanat stüdyoları, mini spor salonları ve bisiklet park yeri de bulunuyor.

Yıllarını yurtlarda yaşayarak geçirmiş biri olarak, bu tarif edilen yer bir yurttan daha çok hayal dünyasını tarif ediyor bana. Haftanın belirli günleri, günün belirli saatleri ortak banyolarda sıcak su beklediğimiz, her bir alanı ortak kullanmak zorunda olduğumuz yurtları hatırladıkça, bu yazıyı yazarken yıllarım harcanmış gibi hissediyorum. Bunu yapmanın beton bir bina dikip, odalara, etüt alanlarına, kantinlere bölmekten çok daha ekonomik olduğunu bilmek de cabası. Yalnız kullanılışlıklarının rağmen; -öğrenci yurdu olmasının da avantajıyla- çok daha iç açıcı, yaratıcı, hiç olmazsa çok daha renkli yapmak mümkünken, neden bu kadar işin kolayına kaçıp dümdüz, tek renk bir yapı kompleksi yaptıklarını hiçbir zaman anlayamayacağım.




Londra/Container City I
Bir başka örnek ise Londra'dan. Container City isimli bu tasarım, konteyner mimarisinin en bilinen örneklerinden biri, aynı zamanda özellikle renkleri ve köşeli yapının tekdüzeliğini kıran yuvarlak pencereleriyle çok daha iyi bir örnek. 
Tekdüzeliği yalnızca pencereler ve renklerle değil, konteynerların yerleştiriş açılarıyla da kıran bu yapı kompleksi, uygun fiyatlara kiralanabiliyor ve daha çok sanatçılar arasında popüler. 

Elbette bunların yanında çok sayıda müstakil konteyner ev örneği de bulmak mümkün. Üstelik beklenen soğuk havanın aksine, biraz yaratıcılıkla çok güzel işler de çıkarılmış. Bunların bir kısmı ev, haftasonu kabini vs. olarak kullanılsa da, hatırı sayılır oranda ofis ya da home-ofis örnekleri de bulunuyor. Siz de şehirden sıkıldıysanız, çok paranız yoksa ve küçük bir araziniz varsa çok uygun bir fiyatla böyle bir "kulübe" ya da ofis edinebilirsiniz. Elbette burada hep savunduğum gibi kendi ellerinizle inşa etmiş olmayacak, her yanına müdahale edemeyeceksiniz ama biraz yaratıcı düşünceyle çok keyifli bir mekana sahip olmak işten değil. İşte bazı örnekler:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder